Imperial Guard, Moonwalker turn 4 Battle Report
Cum 17 Eyl 2010 10:07:21 | 4 yorum
İntikam...
Eldar cadısı Psyker Battle Squad'ın 9 üyesinin oluşturduğu çemberin tam merkezinde duruyordu. Yaralıydı, sargılar içindeydi ama sağlık durumu kötüye gidiyor gibi görünmüyordu. Buna karşılık PBS'nin mensupları 2 gündür uyumuyor gibi görünüyorlardı. Olanları hafif bir yükseltiden izlemekte olan Halil İbrahim Paşa, cadıya nefretle karışık bir hayranlık duymaktan kendini alamadı, ancak 9 zihin bir araya gelince onun kadar hızlı ve çok yönlü düşünebiliyordu psişikleri... Geleceği okuyabildikleri söyleniyordu hem de bir kahve falcısı gibi değil, net bir şekilde yanılmadan... Buna rağmen onların bir adım önüne geçmeyi başarmıştı... İntikamını almıştı... Şimdi de zaferini taçlandırıyordu, yerel valinin kızı önemli bir askeri değer taşımıyordu ama valinin kolunun İmparatorluk bürokrasisi içerisinde yukarılara kadar uzandığından haberdar olmuştu. Mars adına taşımacılık yapan bir loncanın önemli bir üyesiydi. Evet, kız askeri bir değer değildi ama onun sayesinde STC'yi buradan uzaklara daha rahat taşıyabilir ve yapacağı takasla İmparatorluğun düşmanlarına ölüm yağdırabilirdi, evet böyle düşününce kızın lojistik değeri ortaya çıkıyordu...
- Efendim gelenler var.
Ormanın içinden geldiler, anti-grav tankları ve uçan motorları ile, Halil İbrahim Paşa'nın Chimerası'nın ezici ağırlığı ile girmek istemeyeceği yerlerden ses hızına yakın hızlarla geçiyorlardı adeta. Delilerdi belki de, ya da gerçekten geleceği görebiliyorlardı. Kırmızı anti grav araçları zik zaklar çizdiler uzun süre, Hydra'lar kendilerini izlemekte zorlanmaya başlamışlardı, sonra birden o vahşi ve hipnotik rüzgar dansı bitti ve araçlardan bir tanesi İmparatorluk saflarına doğru yaklaşmaya başladı. Aracın içinden rehin cadıya çok benzeyen bir erkek eldar çıktı. Kendisine yöneltilmiş silahlara baktı uzun uzun, sanki olanın arkasını görmeye çalışıyordu. Belki de başardı ve kapının içine doğru bir el işareti yaptı. Bunun üzerine bir kız indirildi, üzerinde eldar kıyafetleri vardı ama insan olduğu çok belliydi, kız adama baktı bir süre, konuşur gibi oldular daha sonra kız koşarak imparatorluk saflarına gelmeye başladı.
- Cadıyı bırakın...
Eldar cadısı üzerindeki baskının azaldığını hissedince ayağa kalktı ve sakin adımlarla araca doğru yöneldi. Her iki tarafın da rehineleri kendi geri alınınca bir anda ortalığı buz kesti, her iki tarafta ateş açmak için sebep kolluyor gibiydi.
- Komutanım avcılarımız üslerini tespit etmişler!
- Güzel! Bırakın bu grup çekilsin, gözden kaybolduklarında manticore'lar üssü dövmeye başlasınlar.
Kitabın dili...
Xeber'in kitabından okuduklarım artık hayal gücümün ötesinde bazı açıklamalar içeriyor. Daha fazla okumaya çekiniyorum adeta... Belki de bazı şeyleri bilmemek daha iyidir. İki gece önce garip birşey oldu, sanıyorum Xeber rüyama girdi, yalnız değildi üstelik yanında diğer astartesler de vardı. Dark Angels Chapter'ının işareti olan kanatlı kılıç armasını taşıyorlardı ama zırhlarının rengi yeşil değildi siyahtı?! Bu durumu elimdeki askeri arşivlerden kontrol ettim ve zırh renklerinin hep yeşil olduğuna dair bilgiler buldum. Aslında bir yandan siyah renk zırh chapterlarının ismi sebebiyle daha uygun olabilirmiş, ama belki fazla estetik kaygı gösteriyorum. İşin asıl ilginci, aralarındaki konuşmalara parça parça şahit olmamdı, Xeber, Cett, Astellan ve Cypher... Bugün sabahtan sistemin uç tarafında küçün bir geminin varlığını fark ettik, dark angel frekansında yayın yapıyor ve yardım talep ediyor, komutanlarının ismi Cypher'mış bu kadar tesadüf çok olabilir mi..?
Efelerimin başarıları sürüyor, bu raporu yazarken campaign'i kazanmam sayısal olarak imkansız hale geldi ama yine de bu savaş itibarıyla Papi Sinan'dan ve işbirlikçilerinin çoğundan (bi tek Özgür becerdi elimden kaçmayı ama onun da zamanı gelecek, intikam soğuk yendiğinde lezzetli olan bir yemektir!) intikamımı almış bulunuyorum.
Bu savaşın resimleri var ve ilk fırsatta yükleyeceğim ve onların altına açıklama yapacağım daha kolay olur :) Kısaca Alpha-strike!! dedim ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. İlk tur atışlarımla eldar ordusu hem çok kayıp verdi hem de hareketliliğinden çok ödün verdi. Gerçi son tur wave serpent müthiş deny hareketleri yapıp beni baya bir endişelendirdi ama Efelerim objektifi tutarak gönüllere su serptiler :) Eldar ordusu gerçekten çok acayip, ilk tur o kadar dayak yedikten sonra (Seer Council öldü, falcon patladı, bir vyper squad kalktı, bir prizma tankı silahsız kaldı, bir wave serpent hareketsiz kaldı, vs.) yine de oyunun 5. turunda ciddi bir kazanma şansları vardı, Ağlamak yersiz hakkaten güçlü bir codex o, bi de Sinan'ın da eline sağlık hakkaten hakkını veriyor ve iyi oynuyor.
Eldar cadısı Psyker Battle Squad'ın 9 üyesinin oluşturduğu çemberin tam merkezinde duruyordu. Yaralıydı, sargılar içindeydi ama sağlık durumu kötüye gidiyor gibi görünmüyordu. Buna karşılık PBS'nin mensupları 2 gündür uyumuyor gibi görünüyorlardı. Olanları hafif bir yükseltiden izlemekte olan Halil İbrahim Paşa, cadıya nefretle karışık bir hayranlık duymaktan kendini alamadı, ancak 9 zihin bir araya gelince onun kadar hızlı ve çok yönlü düşünebiliyordu psişikleri... Geleceği okuyabildikleri söyleniyordu hem de bir kahve falcısı gibi değil, net bir şekilde yanılmadan... Buna rağmen onların bir adım önüne geçmeyi başarmıştı... İntikamını almıştı... Şimdi de zaferini taçlandırıyordu, yerel valinin kızı önemli bir askeri değer taşımıyordu ama valinin kolunun İmparatorluk bürokrasisi içerisinde yukarılara kadar uzandığından haberdar olmuştu. Mars adına taşımacılık yapan bir loncanın önemli bir üyesiydi. Evet, kız askeri bir değer değildi ama onun sayesinde STC'yi buradan uzaklara daha rahat taşıyabilir ve yapacağı takasla İmparatorluğun düşmanlarına ölüm yağdırabilirdi, evet böyle düşününce kızın lojistik değeri ortaya çıkıyordu...
- Efendim gelenler var.
Ormanın içinden geldiler, anti-grav tankları ve uçan motorları ile, Halil İbrahim Paşa'nın Chimerası'nın ezici ağırlığı ile girmek istemeyeceği yerlerden ses hızına yakın hızlarla geçiyorlardı adeta. Delilerdi belki de, ya da gerçekten geleceği görebiliyorlardı. Kırmızı anti grav araçları zik zaklar çizdiler uzun süre, Hydra'lar kendilerini izlemekte zorlanmaya başlamışlardı, sonra birden o vahşi ve hipnotik rüzgar dansı bitti ve araçlardan bir tanesi İmparatorluk saflarına doğru yaklaşmaya başladı. Aracın içinden rehin cadıya çok benzeyen bir erkek eldar çıktı. Kendisine yöneltilmiş silahlara baktı uzun uzun, sanki olanın arkasını görmeye çalışıyordu. Belki de başardı ve kapının içine doğru bir el işareti yaptı. Bunun üzerine bir kız indirildi, üzerinde eldar kıyafetleri vardı ama insan olduğu çok belliydi, kız adama baktı bir süre, konuşur gibi oldular daha sonra kız koşarak imparatorluk saflarına gelmeye başladı.
- Cadıyı bırakın...
Eldar cadısı üzerindeki baskının azaldığını hissedince ayağa kalktı ve sakin adımlarla araca doğru yöneldi. Her iki tarafın da rehineleri kendi geri alınınca bir anda ortalığı buz kesti, her iki tarafta ateş açmak için sebep kolluyor gibiydi.
- Komutanım avcılarımız üslerini tespit etmişler!
- Güzel! Bırakın bu grup çekilsin, gözden kaybolduklarında manticore'lar üssü dövmeye başlasınlar.
Kitabın dili...
Xeber'in kitabından okuduklarım artık hayal gücümün ötesinde bazı açıklamalar içeriyor. Daha fazla okumaya çekiniyorum adeta... Belki de bazı şeyleri bilmemek daha iyidir. İki gece önce garip birşey oldu, sanıyorum Xeber rüyama girdi, yalnız değildi üstelik yanında diğer astartesler de vardı. Dark Angels Chapter'ının işareti olan kanatlı kılıç armasını taşıyorlardı ama zırhlarının rengi yeşil değildi siyahtı?! Bu durumu elimdeki askeri arşivlerden kontrol ettim ve zırh renklerinin hep yeşil olduğuna dair bilgiler buldum. Aslında bir yandan siyah renk zırh chapterlarının ismi sebebiyle daha uygun olabilirmiş, ama belki fazla estetik kaygı gösteriyorum. İşin asıl ilginci, aralarındaki konuşmalara parça parça şahit olmamdı, Xeber, Cett, Astellan ve Cypher... Bugün sabahtan sistemin uç tarafında küçün bir geminin varlığını fark ettik, dark angel frekansında yayın yapıyor ve yardım talep ediyor, komutanlarının ismi Cypher'mış bu kadar tesadüf çok olabilir mi..?
Efelerimin başarıları sürüyor, bu raporu yazarken campaign'i kazanmam sayısal olarak imkansız hale geldi ama yine de bu savaş itibarıyla Papi Sinan'dan ve işbirlikçilerinin çoğundan (bi tek Özgür becerdi elimden kaçmayı ama onun da zamanı gelecek, intikam soğuk yendiğinde lezzetli olan bir yemektir!) intikamımı almış bulunuyorum.
Bu savaşın resimleri var ve ilk fırsatta yükleyeceğim ve onların altına açıklama yapacağım daha kolay olur :) Kısaca Alpha-strike!! dedim ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. İlk tur atışlarımla eldar ordusu hem çok kayıp verdi hem de hareketliliğinden çok ödün verdi. Gerçi son tur wave serpent müthiş deny hareketleri yapıp beni baya bir endişelendirdi ama Efelerim objektifi tutarak gönüllere su serptiler :) Eldar ordusu gerçekten çok acayip, ilk tur o kadar dayak yedikten sonra (Seer Council öldü, falcon patladı, bir vyper squad kalktı, bir prizma tankı silahsız kaldı, bir wave serpent hareketsiz kaldı, vs.) yine de oyunun 5. turunda ciddi bir kazanma şansları vardı, Ağlamak yersiz hakkaten güçlü bir codex o, bi de Sinan'ın da eline sağlık hakkaten hakkını veriyor ve iyi oynuyor.
Yorumlar
bmumoglu
20 ay önce
Sil
Sinan_Puppy
20 ay önce
Sil
hkardicali
20 ay önce
Sil
Özgür Abi
20 ay önce
Sil
ya da